Sakarya EÄŸitim ve AraÅŸtırma Hastanesi Kadın DoÄŸum KliniÄŸinde, plasentanın rahim duvarına normalden derin yapışması sonucu oluÅŸan yüksek riskli gebelik ameliyatlarında "ototransfüzyon"yöntemi uygulanmaya baÅŸladı.
Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve DoÄŸum Anabilim Dalı BaÅŸkanı Prof. Dr. Selçuk Özden, dünyada farklı ameliyatlarda kullanılan ototransfüzyon (hastanın kaybettiÄŸi kanın özel cihazlarla toplanıp filtrelenerek tekrar hastaya verilmesi) yönteminin kadın doÄŸum ameliyatlarında da uygulanması için araÅŸtırma yapan Özden, 2 yıllık çalışmanın ardından baÅŸarılı sonuçlar elde etti.
Hastanede, plasentanın rahim duvarına normalden derin yapışması sonucu oluÅŸan yüksek riskli gebelik ameliyatlarında hastanın kaybettiÄŸi kanın toplanıp özel cihazla (Cell Saver-hücre kurtarıcı) temizlenerek damar yolundan geri verilmesiyle uygulanan yöntem sayesinde baÅŸkasından alınan kan nakline ihtiyaç duyulmuyor.
"Yöntem hastanın kendi kanıyla ameliyat imkanı saÄŸlıyor"
Prof. Dr. Selçuk Özden, yüksek kanama riski olan gebelerde uygulanan ototransfüzyonun, yurt dışındaki kadın doÄŸum kliniklerinde uzun yıllardır kullanıldığını, Türkiye'de ise bu alanda uygulanmayan yöntem olduÄŸunu söyledi.
Yöntemin baÅŸka kiÅŸilerden alınan kanın nakledilmesine ihtiyaç duyulmadan hastanın kendi kanıyla ameliyat yapma imkanı saÄŸladığını belirten Özden, ÅŸöyle devam etti:
"Ülkemizde bu yöntemi uygulayan ilk kadın doÄŸum kliniÄŸiyiz. Kadın doÄŸumda bir ilk oldu ama diÄŸer ülkelerde daha önceden de bilinen ve uygulanması önerilen bir yöntem. Biz farklı olarak plasentanın rahim duvarına sıkıca yapıştığı ve ameliyat sonrasında yoÄŸun kanamaya neden olan 'plasenta akreata spektrum' olgularında bu yöntemi kullandık. Bu olgularda literatürde yüzde 50-100 arasında rahimin alınması söz konusuyken biz hastaların yaklaşık yüzde 95'inde rahimi koruyarak bu ameliyatı gerçekleÅŸtiriyoruz. Bu, hastanın doÄŸurganlığının korunması açısından da önemli."
Özden, söz konusu hasta grubunda ileri evredeki plasenta akreata olgularında plasentanın mesane, bağırsak gibi organlara da yapışabildiÄŸini belirterek olguların yüzde 15'inde anne ölümü geliÅŸebildiÄŸini kaydetti.
Bu tür riskli gebelerin ameliyatı sırasında yoÄŸun kanama oluÅŸabildiÄŸini, 5-10 veya bazı durumlarda daha fazla ünite kana ve kan ürününe ihtiyaç duyulduÄŸunu, kan nakli yapılmasının da bazı riskler barındırdığını anlatan Özden, "Son 8 aylık süre içinde ileri evredeki 15 plasenta akreata spektrumlu gebede ototransfüzyon uyguladık. Bu hastaların hepsinin rahimini koruduk. Hiçbir ameliyatta hastanın kendi kanı dışında kan ve kan ürünü kullanmadık." diye konuÅŸtu.
Özden, ototransfüzyonun ekonomik ve güvenilir bir yöntem olduÄŸunu belirterek "Hastalık bulaÅŸması yönünden risk yok. Aldığımız kan mikro filtrelerden geçiriliyor, yıkanıyor, tekrar kan torbalarına aktarılarak ameliyat sırasında tekrar hastaya veriliyor." dedi.
Hasta için herhangi maliyet söz konusu olmadığını, ek bedel talep edilmediÄŸini belirten Özden, yöntem sayesinde pahalı kan ve kan ürünü kullanımı ihtiyacı azaldığı için devlet bütçesine de katkı saÄŸlandığını sözlerine ekledi.
"Ototransfüzyon ile hastada istenmeyen birçok yan etkinin önleniyor"
SAÜ Tıp Fakültesi Anesteziyoloji Reanimasyon Anabilim Dalı ÖÄŸretim Üyesi ve SEAH Kadın DoÄŸum ve Çocuk Ameliyathanesi sorumlusu Prof. Dr. Ayça TaÅŸ Tuna da ototransfüzyon ile hastada istemedikleri birçok yan etkinin önlendiÄŸini söyledi.
Yöntemin hasta açısından çok faydalı olduÄŸunu gördüklerini dile getiren Tuna, "Türkiye'de kadın doÄŸum ameliyatlarında pratikte her gün kullanılan bir yöntem deÄŸil. Banka kanı kullanımının istemediÄŸimiz yan etkileri var. Hastaya verirken reaksiyon oluÅŸabiliyor, hastanın yoÄŸun bakıma kadar gitmesine neden olabiliyor. Aynı zamanda ilerleyen dönemlerde böbrek nakli, karaciÄŸer nakli gibi ihtiyacı olduÄŸunda organ reddi ihtimallerine kadar neden olabiliyor. Ne kadar fazla kan nakli yaparsak hastanede yatış süresinde, enfeksiyon oranlarında artış olabiliyor. Kendi kanını hastaya tekrar verdiÄŸimiz için bu riskleri tamamen uzaklaÅŸtırmış oluyoruz." ifadelerini kullandı.